Körlük
Doğuyoruz, bebeğiz, insanız
Biraz büyüyoruz, çocuğuz, masumuz, insanız
Ergen oluyoruz, cesuruz ve insanız
Biraz daha büyüyoruz, yetişkiniz, körüz,
Hala insan mıyız?
Bebeğiz, sadece tek oda görüyoruz
Çocuğuz, gökkuşağı görüyoruz
Genciz, hayallerimizi, geleceğimizi görüyoruz
Yetişkiniz,
Hiçbir şey görmüyoruz
Nerede yaşıyoruz ? Ne yaşıyoruz ?
Çocuklar ölüyor, çocuklar, ölüyor…
Artık gökkuşağı yok gökyüzünde
Sisli siyah bir duman
Çocuklar gökkuşağı göremiyor
Kör yetişkinlerin çocuklara acı armağanı
Bir resim vardı hepimizin bildiği
Bir kağıda zarifçe çizilen
Üzerinde iki pencereli bir ev
Bacası hala tüten
Yanında ufak bir dere
Berrak suyu hala akan
Ve üzerinde bir gökkuşağı
Renkleri hala pasparlak duran
Burası kimsenin kör olmadığı bir zamandan
Bom !
O evin bacası tütmüyor artık,
O pencereler de yerinde değil
Akılalmaz gürültünün sarsıntısında
Paramparça olup dağıldılar camlar
Kör insanların emaneti bu sağırlık
Ve o dere de şimdi
Tanyerinden daha kırmızı
Elleri kalem tutmalı çocukların
Toprak değil
Gözleri gökkuşağı görmeli
Kan, gözyaşı değil
Yürekleri neşe, mutlulukla dolmalı
Acı, keder ile değil
Ve yerde yatmak yerine çocuklar
Göklerde uçmalılar
Ey yüreği kör, gözleri kör yetişkinler
Siz körsünüz diye çalamazsınız
Çocukların gökkuşaklarını
Siz istediniz diye,
Sönemez evin bacaları
Siz istediniz diye ÖLEMEZ ÇOCUKLAR
Ve yine, siz isteseniz de geri gelemez o çocuklar…

Reyhan DAĞCI




Yorumlar